Şevki Yok – Recaizade Mahmud Ekrem

Recaizade Mahmud Ekrem’in “Şevki Yok” şiirini içerisinde geçen bilinmemesi muhtemel Osmanlıca kelimelerin anlamlarıyla birlikte yazdım. İsmet Özel’den dinleyelim.

Gül hazîn… sünbül perîşan… Bâğzârın şevki yok.. 
                                                    Bahçe
Derdnâk olmuş hezâr-ı nağmekârın şevki yok.. 
  Dertli                       öten bülbül
Başka bir hâletle çağlar cûybârın şevki yok.. 
                     hal                      akarsu
Âh eder, inler nesîm-i bî-karârın şevki yok.. 
                        kararsız rüzgar
Geldi ammâ n’eyleyim sensiz bahârın şevki yok!

  • Bâğzâr: (Fars.) Bağlık yer, bağ, bostan. Bkz.
  • Derdnâk: (Fars.) Dertli, kederli, kaygılı, tasalı. Bkz.
  • hezârnağmekâr:
    • hezâr: (Fars.) Bülbül. Bkz.
  • hâlet: (Ar.) durum. TDK
  • cûybâr: (Fars.) Akarsu, nehir, dere, çay, ırmak. Bkz.
  • nesîm-i bî-karâr: kararsız rüzgar
    • nesim: (Fars.) Hoşa giden, hafif ve lâtif esen rüzgâr. Bkz.
    • bi-karar: kararsız

Farkı yoktur giryeden rûy-ı çemende jâlenin
                         gözyaşı    çimenliğin yüzü    çiy
Hûn-ı hasretle dolar câm-ı safâsı lâlenin. 
Hasret kanı                          safa kadehi
Meh bile gayretle âğûşunda ağlar hâlenin
Ay                                       kucak                    ayın halesi
Gönlüme te’siri olmaz âteş-i seyyâlenin. 
                                       akışkan ateş   
Geldi ammâ n’eyleyim sensiz bahârın şevki yok!

  • girye: (Fars.) Gözyaşı. Bkz.
  • rûy-ı çemen: Çimenliğin yüzü
    • Ru: (Fars.) Yüz, çehre. Bkz.
    • Çemen: çimen
  • jâle: (Fars.) çiy. TDK
  • hûn-ı hasret: hasret kanı
    • Hun: (Fars.) kan. TDK
  • câm-ı safâ: Safa kadehi
    • cam : (Fars.) kadeh, içki. TDK
    • safa: (Ar.) Gönül rahatlığı, neşe, zevk. TDK
  • Meh: (Fars.) Ay. Bkz.
  • aguş: (Fars.) Kucak. TDK
  • hale: (Ar.) Bazı yıldızların, özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker. TDK.
  • ateş-i seyyale: akışkan ateş
    • seyyale: Akıcı şey, su gibi sıvı olup akan. Çokça akan su. Bkz.

Rûha verdikçe peyâm-ı hasretin her bir sehâb.. 
   ruh                       hasret haberi                         bulut
Câna geldikçe temâşâ-yı ufuktan pîç ü tâb.. 

                            ufuk seyri          sıkıntı ve ızdırap
İhtizâz eyler çemen.. izhâr eder bin ızdırâb.. 

titreme            çimen       açık etmek
Hem tabîat münfail hicrinle..
hem gönlüm harâb… 
                  gücenmiş   ayrılık
Geldi ammâ n’eyleyim, sensiz bahârın şevki yok!

  • Rûh:  (Ar.) ruh, tin TDK
  • peyâm-ı hasret: hasretin haberi
    • peyam: (Fars.) haber. Bkz.
  • sehâb: (Ar.) Bulut. Bkz.
  • temâşâ-yı ufuk: Ufkun seyri
    • temaşa: (Fars.)  seyretme. TDK
  • pîç ü tâb:  Endişe, Telaş, Sıkıntı. Bkz.
  • İhtizâz : (Ar.)  Titreşme, titreşim. TDK
  • izhâr: (Ar.) Belirtme,  gösterme, açığa vurma. TDK
  • münfail : (Ar.) Gücenmiş, alınmış, kırgın. TDK
  • hicr: (Ar.) Ayrılık. Bkz.

 Kaynakça

Sözlükler

Modern Türkçesi için

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s